KAŞ NEREYE GİTSEK YURTİÇİ

Bizim Gözümüzden Saat Saat Kaş – Kaş Önerileri

Mavi yeşil berrak sular, carettalar ile karşılaşma (çok şanslıysak yan yana yüzebilme), güzel bir restorantta güzel bir akşam geçirme, ara sokaklarda yazlık mekan ruhunu yakalama hayalli 36 saatlik bir Kaş tatili. Hayaller en çok isteme sırasına göre dizilmiştir 🙂 Bu tatili bu sefer saat saat anlatarak kısa zamanı olanlara ya da bir gününü planlamak isteyenlere rehber olabilmeyi istedim. Notlarımda olup gezimize dahil olamayanları ve bilinmesinin önemli olacağını düşündüklerimi de aralara ve sona ekleyeceğim. Kekova turunu ise ayrı bir yazıda anlatacağım (buyrunuz yazı geldi) . Siz kendinize uygun olanları çekip çıkarırsınız biliyorum. Hadi başlayalım!

Kaputaş Plajı

08:40: Didim- Akbük’ten araba ile yola çıkış. 3 günü annemlerin yanında yazlıkta geçirdikten sonra Kaş için yola düşüyoruz. Çıkış noktamızdan ilk hedefimiz olan Kaputaş 312 km. Marmaris Kavşağı’ndan sonra D400 yolunu takip ediyoruz, Göcek’ten sonra yol coğrafyaya uymaya başladığından iyice kıvrılıyor. Bu sebeple 312 km.lik yolu Google Maps 4.30 saat olarak veriyor. Biz ise biraz daha geç, 13:45’te Kaputaş’a varıyoruz.

13:45: Kaputaş Plajı’na varış. Yaklaşmaya başlayınca zaten haritadan konumumuzu takip ediyorum. Artan araç kalabalığı da yaklaştığımızın işaretini veriyor zaten. Kafamı camdan uzatıp bakınca ilk merhabamızı gerçekleştiriyoruz bu meşhur doğa harikası ile. Yol 1 gidiş 1 geliş, 2 şeritli. Araçlar iki tarafa da park etmiş, yol tek şeride düşmüş. Aracı ile gelenlerin arabalarını bırakacakları başka yer yok zaten. Jandarma bekliyor, ne için olduğunu bilmiyoruz. Şansımıza hemen girişe yakın bir noktada boş yer bulup arabayı bırakıyoruz. Yol kenarı korkuluklarını aşıp, yol bilgilendirme tabelasının arkasında kalan düz zemine doğru ilerliyoruz. Burada yüzme planımız yok çünkü, uzaktan bir tanışıp, drone uçurup yola devam edeceğiz. Durduğumuz yer de herkesin taşın üzerinde oturup aşağıda Kaputaş manzaralı fotoğrafı çektiği yermiş meğerse. Yani insan trafiği baya yoğun 🙂 O gün o kadar ama o kadar sıcak ki kuru noktamız kalmıyor. Hiç rüzgar da esmediği için, okuduklarımın aksine, Kaputaş’ta öğle vakti olmasına rağmen dalga yok. Plaj kalabalık, denizin rengi gerçekten yemyeşil. Belediyeye ait bir tesis var, 2 şezlong ve 1 şemsiyenin 2019 yaz sezonu ücreti 30 TL. Arabasız olanlar için Kaş’tan minibüs seçeneği var. Kaputaş gerçekten doğa harikası ama eğer yoğun yaz sezonu içindeysek yüzmek için burayı tercih etmem.

15:00: Aphrodite Pansiyon’a varış. Begonviller ile kaplı verandada su ve karpuz ikramı ile serinleme. Buraya samimi bir aile işletmesi diyebiliriz. 30 yıllık bir işletme, haliyle bina da altyapı da eski. Odalar, tuvalet ve duşlar çok küçük. Konumu merkezin dışında. Kaş sıcağında yürümek biraz zor olabiliyor ama aradığınızda (gece 11’e kadar) eski bir araç ile sizi belli bir noktadan alıp pansiyona getiriyorlar. Biz bir kere akşam merkeze inmek için rica ettik, hemen indirdiler. Diğer zamanlar yürüdük. Kaş’ta arabayla dolaşmak delilik! Biz ekonomik bir konaklama istediğimiz için burayı seçtik. Kaş’ta otel ve pansiyonlar pahalı. Popüler bir yer olduğu için normal demeyeceğim, herşeyi normalleştire normalleştire bu hale geliyor zaten. Bence bizim pansiyonumuzda gecelik verdiğimiz ücreti karşılamıyordu. Konaklama için gelmeden çok fazla araştırma yaptım. Benim bu araştırmadan çıkarımlarıma göre Kaş’ta çok fazla pansiyon var. Merkezde büyük otel binaları yok. Oteller daha çok çıkıntı şeklinde uzanan Çukurbağ Yarımadası’nda.

16:00: Büyük çakıl plajı. Biraz geç kaldık, benim isteğim daha erken gelip birkaç saat deniz kenarında dinlenmekti. Büyük çakıl merkezden daha ötede, pek yürüyerek gelinecek bir yer değil. Büyük bir plaj değil, sahili büyük beyaz çakıllardan oluşuyor. Deniz berrak, denizin içinde de çakıllar devam ediyor. Su biraz soğuk, yer yer soğuk su akıntısı var. Pansiyondakiler de soğuk su sevmiyorsanız gitmeyin demişlerdi zaten. Ama ben daha önce burayı planlamıştım, planlarımın bozulmasını pek sevmem 😛 Plajda tesisler var. Şezlong ve şemsiyede oturacaksanız onlara ödeme yapmanız gerekiyor. Kendi sandalyemizi şemsiyemizi getirip oturmak en doğal hakkımız diyeceğim ama sağolsun işletmelerinkilerden adım atacak yer kalmıyor. Biz de Ada Beach isimli işletmeye giriyoruz, pansiyondakiler diğerleri şezlong ve şemsiye için ayrıca ücret alıyorlar, burası yediklerinizi bu ücretten düşüyor dedikleri için burayı tercih ediyoruz. Fiyatlardan örnekler şöyle; hamburger 20, köfte ekmek 20, bira 22.

18:00: Pansiyona varış. Hazırlanma.

19:00: Pansiyondan yürüyerek Kaş merkeze doğru ilerliyoruz. Ana caddelerde pek numara yok. Yolun sonunda Kaş Liman’a varıyoruz. Tam günbatımı saatleri, etraf yine kızıl turuncu renklere büründü. Önce limanda yarın çıkacağımız tekne turu için daha önce telefon ile görüştüğüm tekne ile yüzyüze görüşmeye gidiyoruz. Ödememizi yapıp, yerimizi de seçtikten sonra dolaşmaya başlıyoruz. Boğucu bir kalabalık yok. Yürürken, gelmeden mekan seçimi için baktığım tüm yerleri görüyorum. Kaş küçücük. Çok fazla mekan var ve çok güzel fon oluyorlar.

20:00: Maşuk Devr-i Meyhane. Rezervasyonumuz saat sekiz için. Saatimizde içeri giriyoruz ve masamıza doğru yönlendiriliyoruz. Bizim için özel bir gün olduğunu belirttiğim için güzel bir masa ve vazoda yeni koparıldığı belli begonviller karşılıyor bizi. Bu saatten sonra yediklerim iki kat lezzetli benim için 🙂 Meze seçenekleri zengin, klasikler dışındaki seçenekler de lezzetli. Ara sıcaklar da öyle. Ana yemek olarak sütte balığın tadını çok doyduğum için tam anlayamadım ama balığın ithal bir balık (panga) olduğunu bilseydim onu tercih etmezdim. Göker ise ana yemek yerine ciğer söyledi ve beğendi. Çok güzel müzikler çaldı, gece şef masamıza ve yanımızdaki masalara uğradı. Personel hep ilgiliydi ve herkes bizi tebrik etti 🙂 Biz burayı çok sevdik.

22:30: Biraz fazla yemişiz galiba, yürümek en iyisi. Yeniden birkaç tur geçtiğimiz sokaklardan geçiyoruz. Ve yine hepsinde iki üç tur atıyoruz. Her yerde meşhur tava dondurmacısı var ama ben ‘coldstone’ dondurmasına benzetiyorum.

23:30: Kapanış 😀

2. Gün

08:00: Pansiyonda kahvaltı. Kahvaltı 8’de başlıyor 10:30’a kadar. Küçük bir açık büfe. İki sabah da farklı bir sıcak seçenek vardı.

09:00: Pansiyondan çıkış. Limana yürüyüş.

09:45-19:30: Kaş-Kekova Tekne Turu

19:30: Tekneden iniş. Pansiyona gitmeden yemek yemeyi düşünüyoruz. Bu akşam için bir yere rezervasyonumuz yok. Uzun uzun yemek yemek de istemiyoruz. Ben çok aç değilim aslında, öğlen tekne turunda yemek ve sonrasında meyve yediğimiz için (normalde 2 ana öğün yediğim için). Ama aramızda aç olup bu sebeple biraz gerilmiş biri olabilir 😛 İnternette hızlı bir bakış ile bir pizzacıda karar kılıp gidiyoruz ama beğenmiyoruz. Yürüyoruz. Hemen sahilde Kaş Ev Yemekleri diye bir yer var, gergin kişi burayı beğenmiyor :P, ve pansiyona dönmeye karar veriliyor. Bir de bu yorgunlukla yokuşlarca yürü.

20:40: Pansiyona varış ve hızlıca duş. Pansiyon servisi ile merkeze iniyoruz bu sefer.

20:50: Bu akşam kararsızlık üzerimizde. İçecek yanına atıştırmalık bir şeyler diyoruz ama yer beğenemiyoruz kendimize. Kaş’ın eskilerinden Mavi Bar’ın rengarenk sandalyelerine oturuyoruz aslında ama orada sadece alkol ve yemek için de bir şey olmadığını öğreniyoruz. Çınaraltı Kafe hoş görünüyor, oturuyoruz ama sanırım iyice acıktığımız için buradan da kalkıyoruz. İki adım sonra meydanda bir mantıcı görüp oraya oturuyoruz 😀 Kaşık Mantı isimli bu yerde bir porsiyon mantıyı ikimiz yedik ama çok çok lezzetliydi ne yalan söyleyeyim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

22:30 ve sonrası: Ben bu akşam Echo’da zaman geçiririz diye düşünüyorum ama yarın sabah erkenden yine yola çıkacağımız için Göker pek istemiyor. Kaş’ta eksik kalan şeyler oluyor zaman kısıtlı olunca. Biz de yine sevimli Kaş sokaklarında oyalanıp, Nur Pastanesi’nde dondurma yiyoruz. Burada yanık dondurma meşhurmuş. Dondurmayı hazırlayan arkadaşın “Önce bir tadına bakın isterseniz” önerisi ile büyük bir yanlıştan dönüyorum 😀 Yanık dondurmayı ben hiç beğenmedim, Göker sevdi. Başka seçeneklerden aldım ama bu pastanenin dondurmalarını sevmedim, iyi değillerdi. Kötü tercihimin üzüntüsünü yaşıyorum gecenin kalanında 😀

Kaş’taki son günümüz de bitiyor, çok hızlı geçen bir seyahat oldu, keşke daha uzun sürseydi.

NOTLAR: Yukarıyı okuduğunuzu varsayıyorum. Eksik kaldığını düşündüklerim aşağıda:

  • Ulaşım: Kaş’a büyük ihtimalle uçak ile geleceksiniz. İki seçeneğiniz var: Dalaman ya da Antalya havaalanı. Dalaman daha yakın, biz Kaş’tan sonra Antalya’ya devam ettik, bu yol yaklaşık 3 saat sürüyor. Havaalanından sonra Kaş’a transfer ayarlamalısınız.
  • Kaş küçük ama yokuşlu bir yer. Uzun süre kalınacaksa motor kiralamak iyi bir seçenek olabilir tabi ehliyetiniz varsa.
  • Konaklama: Yukarıda da belirttiğim gibi Kaş pansiyon açısından zengin bir bölge. Seçenek de fazla. Oteller Çukurbağ Yarımadası’nda. Tavsiyem eğer yarımadayı tercih etmeyecekseniz, merkezde bir pansiyonda ya da küçük otelde kalmanız. Biz pansiyona yürürken epey zorlandık. Bütçe artırılırsa yarımadada, denize girme imkanı olan otellerde kalmalı. Ben bir daha uzun süreli gitsem böyle tercih ederim. Çünkü yarımadada deniz zaten çok güzel ve diğer plajlara göre daha sakin yüzülebilir. Hem de araçsızsanız plaja ulaşım derdiniz de olmaz. Tabi gitmeden yarımadanın hangi tarafında deniz daha güzel oluyor araştırmak gerekli.
  • Kaş’ta acaba çadırda kalsak mı diye düşünmüştük ilk başta. Çadır yeri araştırırken çok fazla yorum okumaktan hiçbir yeri sevmedim ve kısa zamanda bir de çadır kurmakla uğraşmayalım dedim. En bilinen iki yer var Kaş Camping ve Can Mocamp. En son Can Mocamp’ı tercih etmek üzereydim yorumlardan ötürü ama Kaş Camping’in de yeri ve denize girme olanağı göz ardı edilemiyor.
  • Plajlar: Küçük çakıl: En meşhurundan ve benim için en hayal kırıklığı olanından başlayayım dedim. Burası Kaş’ın merkezinde, ulaşımı en kolay plaj. Ama eğer bu küçücük koyda yer alan iki işletmeye de girmeyecekseniz, denize gireceğiniz ve havlunuzu serip oturacağınız alan küçücük (sağdaki resim). Ve tercih eden insanlar da oldukça pis olsa gerek, biz bakmaya gittiğimizde her yanda çöpler vardı. İki tarafında Çınarlar ve eskilerden ve oldukça meşhur Derya Beach var. Giriş için ücret ödüyorsunuz. Devamını ben de yorumlardan okuduğum kadarı ile biliyorum. Buraların avantajı denize bu sahilden değilde ileride merdivenlerden girmek olabilir.
  • Büyük çakılı yukarıda anlatmıştım. Sırada Limanağzı var: Burası Kaş’tan anca tekneler ulaşılabilecek bir koy. Eğer tekne turuna gitmeseydik buraya gitmek istiyordum. Buranın da yine işletmeler tarafından kuşatılmış bir yer olduğunu sanıyorum. Gidip de kendi kendinize oturabileceğiniz bir yer var mı emin değilim. Bir de buna ek olarak tekneye gidiş dönüş ücreti ödemek gerekecek. Ben de vazgeçtim 😀
  • Kaputaş‘ı zaten bilmeyen yok. Uzun yorumlarım yine yukarıda. Kaputaş’tan Kaş’a doğru Akçagerme ve Seyrekçakıl plajları var. Yol üzerinde gördük, direk yol kenarında kalıyorlar. Deniz zaten kötü olan yer görmedim, buralar da öyle. Araç varsa değişiklik için tercih edilebilir.
  • Çukurbağ Yarımadası’nda Hidayet Koyu var. Fotoğraflarında su efsane görünüyordu. Su altı da çok canlı gibi geldi bana. Burada da şemsiye ve şezlongları ile Blanca Beach isimli bir işletme bulunuyor, mevzu yine aynı.
  • Hidayet Koyu’ndan bir önceki koy da Kaş Belediyesi Halk Plajı. Pansiyondan önerdiler bize ama zamanımız yoktu. Olsa idi burayı denerdik muhtemelen. Burada belediyenin bir tesisi bulunuyor. Şemsiye ve şezlong fiyatları normal işletmelerdeki gibi olsa da yeme-içme daha uygundur diye tahmin ediyorum.
  • Yeme-İçme: Kaş’ta her bütçe için karın doyurma seçenekleri var. Meyhane ve restoranlar oldukça fazla, yüksek fiyatlar ödemeyi göze almalısınız. Bizim deneyip önerebileceklerimiz Maşuk Devr-i Meyhane ve Kaşık Mantı. Haritama işaretlediğim diğer yerler ise Üzüm Kızı Meyhane, Zaika (baya meşhur et restoranı), Ruhibey, Nereid, Gaia ve Bahçe Balık. Gezerken beğendiğinize girin derdim ama pek mümkün değil önceden rezervasyon şart. 15-20 gün önceden aramak bile fazla değil. Ama bu dertleri yaşamayacağınız pub’lar, Kaşık Mantı gibi yerler, ev yemekleri yapan yerler de var.
  • Eğlence: Bu konuda sadece kendi notlarımı ve geçerken gördüklerim hakkında yorumlarımı yazacağım. Echo Bar; en eskilerden. Yürüyüşlerimiz sırasında önünden geçtik. Merkezdeki sıkışıklıkta değil, limandan biraz ötede kalıyor. Ferah bir açık alanı vardı. Duvarlarındaki afişlerden gördüğümüz kadarı ile etkinlikler oluyor. Gece 23:30-24:00’ten sonra hareketli bir yer gibi. 22:30 gibi kimsecikler yoktu. Yine yürürken önünden geçtiğimiz ve gitmek istediğim HiJazz. Burası daha çok yemekten sonra oturup takılmalık, hafif güzel müzik dinlemelik. Geçerken doluydu ve tam da bu dediğim gibi bir ortamı vardı. Diğer mekanlar Gagarin ve No:11.
  • Gidilesi Noktalar: Tabi ki de Patara. Benim en üzüldüğüm konu. Caretta’ların uğradığı plajı, antik şehri ve kum tepeleri. Araçsız ulaşım mümkün değil. Çok yakın değil, araba ile 1 saat mesafede. Giriş ücreti var. Burada denize girip, antik şehir turu ile güzel zaman geçirilebilir. 
  • Yine zamanımız olsa mutlaka gideceğimiz nokta Kalkan. O da araba ile yarım saatlik mesafede. Bir gün Kalkan’da geçirilebilir ya da bir gün deniz için başka bir gün akşamüzeri ve akşam için gidilebilir. Çok güzel bir seçenek bence, ah bi de yapabilseydik! 
  • Kaş’ta yapılabilecekler: En olmazsa olmazı bence tekne turu. Bir sonraki yazıda ayrıntılı olarak yazacağım. Bunun dışında Kaş’ta yamaç paraşütü ve tüplü dalış yapılıyor. Dalış için çok güzel olduğunu yapan arkadaşlarımızdan biliyorum. Tesadüfen kendimizi bir anda içinde bulduğumuz tur şirketinde ise jeep safari etkinliği düzenlendiğini de gördük. Herhalde ulaşımı üstü açık jeepler ile sağladıkları için ismi böyle 😀 Etkinlikte Kaputaş’ta yüzme ve Saklıkent’te trekking var. Bize oldukça anlamsız geldi. Siz de gününüzü harcamayın bize kalırsa. 

Kaş yazısının sonuna geldik. Sonraki yazılarda görüşmek üzere!

Kaş-Kekova tekne turu yazısı tık tık

 

You Might Also Like...

No Comments

Leave a Reply